Meydan Kıbrıs
KıbrısManşetYaşam

Caner: “Bir Canın Sesini Duymak İçin Aynı Acıyı Beklemeyin”

MEYDANKIBRIS

Akademisyen Assoc. Prof. Dr. Hamit Caner, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada erişilebilirlik, engelli bireylerin temel hakları ve toplumsal sorumluluk konularına dikkat çekti. Caner, engelin bireylerin fiziksel veya zihinsel farklılıklarından değil, erişilebilirliği gözetmeyen planlama, uygulama ve toplumsal alışkanlıklardan kaynaklandığını vurguladı.

Türk Dil Kurumu’nun “engel” sözcüğünü, “Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mani, pürüz” şeklinde tanımladığını hatırlatan Caner, tekerlekli sandalye kullanan bireylerin sandığa ulaşmasından görme engelli çocukların eğitime erişimine, işitme güçlüğü yaşayan veya nörolojik farklılıkları bulunan gençlerin çalışma ve sosyal yaşama katılımına kadar çeşitli alanlarda karşılaşılan sorunlara işaret etti.

Caner, “Cevap, insanların bedenlerinde ya da zihinlerinde değildir. Cevap; plansız yapılan okullarda, denetlenmeyen kaldırımlarda, erişilemeyen kamu binalarında, çalışmayan asansörlerde, işaret dili desteği sunulmayan hizmetlerde ve farklı ihtiyaçları yok sayan uygulamalardadır” ifadelerini kullandı.

“Bu, Açık Bir Hak İhlalidir”

Eğitime ve istihdama erişimde yaşanan sorunların bireylerin eksikliği veya yetersizliği olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Caner, kamu kurumları ve işverenlerin sorumluluklarına dikkat çekti.

Kaldırımların, yolların, hastanelerin, toplu taşıma araçlarının ve kamu binalarının erişilebilir olmamasının yalnızca “mimari hata” olarak nitelendirilemeyeceğini ifade eden Caner, “Bu, açık bir hak ihlalidir” dedi.

Caner, engellerin uygulanmayan kurallar, yetersiz denetim, yanlış planlama ve kurumların sorumluluklarını yerine getirmemesi sonucunda ortaya çıktığını savundu.

“Bazen Engel Dediğimiz Şey Biziz”

Toplumsal alışkanlıkların da erişilebilirlik açısından sorgulanması gerektiğine dikkat çeken Caner, kaldırım rampalarının önüne araç park edilmesi ve asansör kullanımında ihtiyacı olan kişilere öncelik tanınmaması gibi günlük hayatta karşılaşılan davranışlardan örnekler verdi.

“Belki de yüzleşmemiz gereken en zor gerçek şudur: Bazen engel dediğimiz şey biziz” diyen Caner, insanların farklılıklarının değil, bu farklılıkları dikkate almayan yerel yönetimlerin, eğitim planlamalarının, bina denetimlerinin, iş yeri uygulamalarının ve toplumsal alışkanlıkların sorun oluşturduğunu kaydetti.

Erişilebilirliğin bir lütuf, istihdamın bir iyilik ve eğitimin bir ayrıcalık olmadığını vurgulayan Caner; sokağa çıkabilmenin, oy kullanabilmenin, eğitim ve çalışma hayatına katılabilmenin, sosyalleşmenin ve bağımsız yaşayabilmenin temel insan hakları arasında olduğunu belirtti.

Hastaneden Erişilebilirlik Çağrısı

Açıklamasını bir hastaneden yaptığını belirten Caner, burada açık tutulan yolların, çalışan asansörlerin, uygun eğime sahip rampaların ve erişilebilir kapıların günlük yaşam açısından taşıdığı önemi daha yakından gözlemlediğini ifade etti.

Caner, “Bu hastaneden, yolu kapatılan her canın hak talebine sesimi katıyorum” diyerek erişilebilirlik sorunu yaşayan bireylerle dayanışma mesajı verdi.

Engellerin yalnızca söylemlerle ortadan kaldırılamayacağını belirten Caner; yasaların uygulanması, düzenli denetim yapılması, doğru planlama, erişilebilir tasarım ve toplumsal sorumluluğun önemine vurgu yaptı.

Caner, vatandaşlara yolları ve erişim noktalarını kapatmama, erişilebilirlik ihlallerini görmezden gelmeme ve yerel yönetimler, okullar, hastaneler ile iş yerlerinden gerekli düzenlemeleri talep etme çağrısında bulundu.

Açıklamasını “Bir canın sesini duymak için aynı acıyı yaşamayı beklemeyin. Yolu açın” sözleriyle tamamlayan Caner, bundan sonraki süreçte erişilebilirlik konusunun takipçisi olacaklarını ve bu alandaki taleplerini artıracaklarını da kaydetti.

Diğer Haberler