George Orwell 1984 yerine 1974 ya da 1963 adında kitap yazar mıydı? Global hayatı etkileyen konu olmadığından yazacağını düşünmüyorum! Yine de kurcalayalım biraz! Ömrümüzü nefret nöbetleri altında yaşıyoruz! Ne diyor Orwell nefret haftasını “Aşk Bakanı” kutluyor! Partiye ihanet devlete ihanet sayılıyor! Bunu isterseniz nefreti rejimin ayrılmaz bir parçası olarak bile anlayabilirsiniz! İhanet yabancı bir laf değildir. Partiye ihanet sol jargonun adeta kir havuzunun içinde çok yüzüldüğü zamanlarda eski tüfekler yakından biliyor! İhanet insanın partisine kamuya açık alanlarda yaptığı eleştirilere karşılık yapıştırdığı tabelaya verdiği addır. Yani siyasi partiler ve özellikle sol içinde birçok ihanet suçlaması duyduk! Örneğin bu tür siyasi partilerin içinde mutlaka bir “ihanet komiseri” olduğunu ve zaman zaman da bu değerlendirmeleri ihanet komitesinde yaptıklarını biliyoruz!
İhanet edenlere bir de hain denildiğini işiterek büyüdük! Bu tür nitelemeler özellikle reel sosyalizm hayattayken mütemadiyen kullanılan bir jargondu! Bu hain laflarını gerek AKEL gerek CTP içinde sıradan bir olay gibi yapıldığını yıllar önce yaşayanlar anılarında yazıyor! Bunların kim olduğunun önemi yok! Kimlerin yaptığının ise hiç önemi yok. Siyasi kültür olarak içimizde yaşadı. Hala sağ ve ırkçı marjinal cenahta hain diye nitelemeler yapılıyor! Bunları ahali ciddiye almasa da bir “network” içinde bu hain pazarlamasından geçinenler var!
Orwell elbette bunların eski sosyalist rejim kültüründen beslenip beslenmediğine artık bakacak durumda değil. Lakin bu hain edebiyatı ülkemizin iki yanında da sebil gibidir! Hatta ihanetin en ucuz nitelendirildiği coğrafya olarak Kıbrıs olduğunu söyleyebiliriz. Öyle ya ülkenin ikiye bölünmüş olması doğal olarak bu tür jargonlara da yaşama şansı veren bir durumdur! Avrupa gazetesinin başyazarı en çok hain suçlamasını yaşayanların başında geliyor. Oysa edebi yazar olarak Şener Levent duygusal ve son derece lirik bir dille ülkemizin paradokslarını iki taraflı yazan belki de tek yazardır! Kimi kimden! Hainlik suçlamasının bu tür edebi içeriklere değil üzerinde zıplayacağı kötü bir dille karşısındakini yok etmeye hazır bir jargona ihtiyacı var.
Rejimin bu tür iddialı ihanet suçlamalarına ihtiyacı kalmadığı halde bu pınardan beslenenler hafızalarını kaybettikleri için hala bu tür muhteviyattan beslenmeyi meslek edinmişlerdir. Orwell 1984 adlı eserinde bunu çok güzel anlatıyor hıyarağalarının durumunu ama onlar uslanmaz birer tacir olduklarından ihanet sözcüğünden geçinmeyi meslek edinmişler bir kere! Bir propaganda bakanlığının icraatı gibi bu iki taraflı lafları bir daha hatırlayalım: “…Bin gavur kellesi bir kin ödemez! Ya da “En iyi Türk ölü Türk’tür!” Bak şu ülkeye neler öğretmişler! Ne şiirleri okullarda çocuklarımıza okutmuşlar! İhanetin edebiyatını derslere koymuşlar! İnsanlarımıza neler reva görülmüş! Değil mi? Gerçek hayatta hainlik ve ihanet var mı?





















