Araştırmacı-yazar Mete Hatay, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, son günlerde Tufan Erhürman üzerinden yürütülen tartışmaların odağını eleştirdi.
Hatay, söz konusu tartışmaların “meselenin özünü ıskaladığını” belirterek, eleştirinin yönü ile içeriği arasında kopukluk olduğunu ifade etti. Özellikle Erhürman’ın “federasyon” kavramını yeterince dile getirmediği yönündeki eleştirilerin sahadaki karşılığının sınırlı olduğunu savundu.
Hatay paylaşımında, barışın yalnızca kavramsal bir söylem üzerinden değil, günlük hayatta kurulan somut ilişkilerle mümkün olabileceğini vurguladı.
Hatay’ın açıklaması şöyle:
Son günlerde Tufan Erhürman üzerinden yürüyen tartışmalar, bana kalırsa meselenin özünü biraz ıskalıyor. Eleştirinin yönü ile içeriği arasında bir kopukluk var. “Federasyon kelimesini neden telaffuz etmiyor?” eleştirisi, kulağa politik olarak anlamlı gelse de, sahadaki karşılığı son derece sınırlı. Çünkü barış dediğimiz şey, bir kavramın tekrarından değil, gündelik hayatta kurulan küçük ama somut temaslardan, jestlerden ve risk almaktan beslenir.
Buradaki sorun Erhürman’ın eleştirilip eleştirilmemesi değil; neyi eleştirdiğimiz. Asıl sorun bence, siyasetçilerin -ve aslında hepimizin- barışı günlük hayatın içine yerleştirme konusundaki isteksizliği.
Erhürman özelinde bakıldığında da, eleştiri belki de daha çok bu noktada yoğunlaşmalı.. Tek taraflı da olsa atılabilecek adımlar konusunda yeterince inisiyatif almamak; süreci karşı tarafın hamlelerine endekslemek ve zaman zaman Nikos Christodoulides’in arkasına sığınarak pasif bir dengeyi tercih etmek. Oysa adada, müzakere masasından bağımsız olarak ilerleyebilecek onlarca başlık varken.
Bu bağlamda Erhürman’ın Rum tarafına sanki toptan kapalı olması da büyük sorun. HAla bir Rum gazeteciyle bile sohbet etmedi, güneyle iletişim en düşük seviyede. Güney tabii ki sadece Nikos değil, dünya kadar sivil toplum örgütü, farklı partiler ve barışseverler var; sivil toplum ağlarının güçlendirilmesine alan açılmadı (imagıne projesi hala askıda), kültürel ve mesleki işbirliklerinin artırılması için çalışmaların artırılması için yeterli insiyatif alınmadı; mülkiyet ve iade süreçlerinin daha işlevsel hale getirilmesi için hala bir adım atılmadı; MAraş hala negatif bir müze olarak kullanılıyor, mal iadesi unutuldu, MAronit köyleri hala kapalı, rövanşist olmadan ibadet özgürlüğüne saygı için yeteri kadar mücadele gösterilmedi (meydanın Tahsine bırakılması). Bunlar gibi dünya kadar mevzu var… Bunlar “büyük çözüm”ün alternatifi değil tabii ama onun zeminini hazırlayan pratikler. Bence sabah akşam “federasyon isterik” lafının içi boş, ezberci bir şekilde kullanılmasından daha önemli şeyler.





















